03/05/11 PAŞAM BİR YAŞINDA

03/05/11 PAŞAM BİR YAŞINDA

Bugün oğluşum köpüşümüz Paşa tammm 1 yaşında… Paşa sen çok yaşa sağlıkla güzellikle yeni gelcek kardeşinle…

bu resim eve ilk geldiğindeki resim…

Geçen sene annesinin memesini emerken o tatlı şey bizim evladımız olacağını nerden bilebilirdi.. Önce onu ayırdılar anneciğinden sütten kesildikten sonra (bence gerekmedikçe hiçbir canlı annesinden ayrı kalmamalı) bir dükkana koydular cam bir kafese sonra gelene gidene baktı, beni de alırlar mı acaba diye düşünüyordu belki de. Sonra biz onu gördük, ben omzuma alıverdim ve bir anda o minik kuruğu bir sağa bir sola vıyvıy sallanmaya başladı. Ozan tamam alalım biz bu köpüşü dedi. Aldık ve o gün bugündür bizimle kalıyor bir evlat misali…
O evimizde diye gelende oldu özellikle gelmeyende.. Benim babam, Ozan’ın ailesi ve daha çokları evimize girmedi. Benim babam hayvan sevmediğinden değil, çok sevdiğinden bize kızdığından onu evde hapis ediyorsunuz diye kızdıda gelmedi.  Belki de haklıydı, hala da haklı olabilir sana geniş alanlar tahsis edemedim ama biliyorum ki sen bizimle bu şekilde de mutlusun…

bu da eve geldiğinde eve alışma halleri…

o minik yeşil kapları şimdi tarih oldu tabi yedi onları yedi, kırdı,oynadı 🙂 aç köpek n’olcak… derken 2 ay oldu 3 ay oldu 4-5-6-7-8-9-10-11-12 … ve artık kocaman bir abi oldu benim minik Paşa’m.

Senle çok badireler atlattık be oğluşum, kimseler seni istemedi ama ben bırakmadım. Bırak dediler tehdit ettiler ama bırakamadık.
Ama değdi, sen artık biz eve gelince boynumuza atlıyorsun hoşgeldinn anneee hoşgeldin baba diye bağıracaksın nerdeyse…
Önce bir iki şlapşlup el yalamaca sonra kim önüne gelirse gelsin üstüne atlamaca ve sonu ca’larla biten bir sürü eylem dizisi… Ama biz seni çok seviyoruz, ve kimseye de vermeye gönlüm razı değildi, hala da değil…
Karnımdaki minik bebeğim büyüyecek ve sen bizim bebeğimize kendi dünyanı tanıtacaksın…

Beliki biz senin kadar etkili bile olamayacağız ve belki de hep okuyup da güldüğüm köpekli bebekler önce köpüşlerinin adını söylüyormuş ya bizim de bebeğimiz anne baba demeden önce senin adını söyleyiverecek…

Ne yaramazdın küçükken hala da öylesin bi farkın yok ama eskisi kadar küçük olmadığından şimdiki yaramazlıkların en azından kendine zarar verici cinsten değil bize zarar verici cinsten oluyor:)
Eskiden mutfakta en ufak kokulu bir çöp bırakmaya gelmiyordu, poşeti arada derede açıp tavuk kemiklerini mi yemedin, eve alış diye içerde bıraktığımızda seni kapı arkasındaki kutu meyve sularını mı parçalayıp içmedin.. Velhasıl kendine zarar verici ne varsa yaptın da yaptın…

Bu arada çook büyük emeği geçen kadim insan Vet. Hek. Fatma S. Akşar‘a da müteşekkiriz. Bizi olur olmaz zamanlarında dinleyip yol gösterdiği için… Benim durdurak bilmez pimpirikli hallerim için… İçinde için işte çok emekli bir dost da oldun bize aynı zamanda… Bazen gidip içimi bile döktüğüm…

Bu da Fatma ablamızın kendisi…

Sonra büyüdün bu sefer de bize, eve zarar vermeye başladın, kapı süpürgeliklerini kemirmelerini anlatayım yoksa yatak odasının kapısını gövdenle bir vurup açmayı becerip yatağımızın üstüne fırlayıp aradaki kağıt havluların hepsini alıp önüne oynadığını mı anlatayım yoksa ayakkabılığın sürgülü kapısını burnunla açıp kaç tane ayakkabımı ve botumu helak ettiğini mi…? Ay düşününce bile gerçekten neler çekmişim senin elinden Paşa’m:)
Bunların bir kısmına Allah’tan Ozan denk gelmedi, ben kafayı yedim o görse seni yerdi sanırım :))
Yaramazlıkların yüzünden aldığın cezaları burda anlatmayacağım… Üzgünüm Paşa’m:(

Evde tek kaldığımda bazen gerekli zamanlarda yanımda yatan 2. erkeğim oldun beni korudun…
Sabahları kalkıp gezdirmelerin biraz ağır gelse de gül ve diken olayı yani…
Ama artık gezdiremiyorum seni koca danam o ayrı mesele… Benimle yürümüyor adeta beni sürüklüyorsun enerjine ne ben ne de Ozan yetişebiliyor durumdayız:)

Bize kızdığında biz pişman olduğumuzda bize pışşıık yapar gibi, öpmeye kalktığımızda yüzünü öbür tarafa çevirmen bile yalansız olduğunun bir kanıtı…

Bir de arkadaşın Ozi var onunla da çok keyifli zamanların oluyor… Onla Ozan’a yaptığın cinliklere bile Ozan anlattığında gülüyorum… Bahçede oynarlarken birden yorulup ikinizde yatıyormuşsunuz hadi gidelim diyormuş Ozan, siz de kalkıp oynamaya devam ediyormuşsunuz.. Ne komiksiniz yaa 🙂

Bu da Ozi…

tabi tek arkadaşın bu değil.. Limon (GR) var, Paşa var(Husky), Mercan var(Husky), Şeker var(GR) ama en iyi arkadaşın Ozi…

Seni çok seviyoruz Paşa’m…
Bizi üzsen de kırsan da…
Sen bizim en cici, en güzel, en çıkarsız, en dürüst en  en en…. dostumuzsun …

Bugün akşam sana pastanı yaptık akşam Ozan’la.. Çok ince bir dilim kek, süt,ödül mamandan attık biraz içine.. Kivi, muz, çilek, elmada kattık bocaladık bir de üstüne bir tane müzikli mum ..nını nıı nııı nıı nıııı iyiki doğdunnn Paşa çalarken sen o mumu gördün ve çok heyecanlandın..

sonra önüne koyduk nefesinle söndürüverdin…
sonra bir güzel afiyetle yedin….

İçi karmakırışık dopdolu bir lezzet ve vitamin küpü senin oldu…Hayatımızda seninle bu şekilde sürüp gitsin inşallah PASTA TADINDA…
SENİ ÇOK SEVİYORUM BEBEĞİM…
Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s